Zen Point of View (#3) - (18.11.2001) |
Fotograflar: Melih
Kolaj: Gülnur Güvenç
Dağın yamacından geçerken çok iyiydi tüm gün ısınan dağın sıcağı gece saat dörtte hala civarını ılık tutuyordu, fakat Söke'den çıkıp ovaya dalınca soğuk su zerreleri hızla ellerime çarpıp onların ısılarını da kendine yaklaştırmaya başlamıştı. Az sonra,dayanamayıp bir benzinciye girdim, orda bir saman yığını vardı, sevindim, içine gömdüm kendimi, ohh... Sabah güneşin sıcağında uyandım. Artık pırıl pırıl bir sonbahar sıcağı ve Didim beni bekliyordu, 1983.
Asvalt ayaklarımın on cm. altında vızıldarken, kıçımın her hareketiyle virajlarda ve araç geçişlerinde bana uyum sağlayan motorsikletin üstünde insan çevresiyle bütünlük içinde oluyor. Evet, ayaklarınızla koşmuyorsunuz ama sizin neredeyse parçanız olan motorsikletle buna çok daha yakınsınız arabayla olduğundan. He heh..., çocukluğumda ulaşım aracı ayaklarımdı, biryerden biryere gidilecekse şehir içinde, yürürdük, acelemiz varsa koşardık. Bunun bugünlere en yakın şahane örneği 1969 da ODTÜ sonuçları açıklandığında Esat 'tan ODTÜ 'ye koşarak gidivermemdi, sonuçlara bakmak için.
Aslında bu sefer Emre'yle "her pazar et yeme gezmelerinden" bahsedecektim.
Emre'yle bir yılı aştı, her pazar arabaya biniyoruz, bazen bir de misafir alıyoruz, iki kg. gibi biftek, pirzola, tavuk kanadı alıyoruz, ve bira. Sonra diyoruz ki yarım saat gidelim orda duralım. İlk yol ayrımında yazı-tura atıyoruz sağa mı sola mı diye, e tabii bazen güneye doğru yola çıkıp kendimizi kuzeyde bulduğumuz da oluyor. Ama içgüdülerimiz bizi hep Haymana Konya tarafına yönlendiriyor, Alevi köyleri var, orda bir köyün civarında bir yerde, bir dere kenarında, bir kayalıkta, bir düzlükte ya da bir ağaç altında (ehehhe kışın farketmiyor pek, her yer kar kaplı ve aynı) mangalımızı ateşliyoruz.Bazen balıkla yer değişiyor :-)
Bu neresi olursa farketmez kısmı önemli, Emre'yle oluyor bu nerde olduğumuz farketmiyor.Bize heryer güzel biz bulunduğumuz yeri görüyor ve orda içimizle bağlar kuruyoruz laf lafı açıyor.Sonra doyup dönüyoruz.
... dünyanın en kalabalık ulusu haline gelmek üzere olan seyyahların, görmek istediklerinden başka şeyleri de görmeyi öğrenmeleri ...
Bl. XXVII "İnsanlığın mahrem tarihi" Theodore Zeldin.