gezgin.com yeni kayıt | giriş 
notlar
aktiviteler
fotoğraflar
gezi yazıları
forum


not ekle
fotoğraf ekle
aktivite ekle
yazı ekle
foruma yaz



gerçeğin değişmez kaderi

ne tanımı?

gerçeğin değişmez kaderi - . (13.7.2008)


Gerçekleri deodorantla örtmeyiniz, alışkanlık yapar ve dünyayı öyle zannedersiniz.
Halbuki insanın ayağını basabileceği en güvenli şeydir gerçek.
Su ve sabunla her gün yıkanınız… gerçekten temiz olunuz, bir mahsuru yok, üstelik çekiciliğinizin nasıl olup ta bin kat arttığına siz de şaşıracaksınız, hatta kendinizi tanıyamayacağınızı bile söylesem bana inanınız.
Üstelik; gerçekten çok çalışıp her gün yıkanmaya rağmen ter kokuyorsanız biliniz ki (daha doğrusu) çalışmaktan terleyen bir insanın ter kokusu tüm deodorantlardan daha güzel ve değerlidir…
Kendinizi saklamayın, ne iseniz osunuz, mutlak ki o şekilde daha güzel ve çekicisiniz.
Sizi kimler kandırmış ise onları dost zannetmekten vazgeçtiğiniz gün, dünyanın ne kadar güzel ve yaşaması kolay bir yer olduğunu göreceksiniz; daha doğrusu dünyanın dertleri gerçek dertleriniz olacak.
Yalanlara başvurarak dünyayı çirkinleştirip zorlaştırmayın ve hele üstelik bunu marifet sanmayın. Yıkanın ve gerçekten temiz olun sonra parfüm (belli belirsiz) sürebilirsiniz; parfüm gerçeği gizlemek için kullanılmaz, o gerçek denen pastanın üstüne konan kremadır. Tıpkı yemeğin baharatı gibi, ama tas kebaba kekik iyi oluyor diye avuç avuç da konmaz değil mi? Hem kaç kişi Bülent Ersoy olabilir ki parfümü üstüne boca etsin?

Herneyse…

Hem acaba ben doğumdan beri “ah gün gelse de bir deodoranta ya da bir silikon parçasına aşık olsam” diyerek mi bekledim? Hep beklenen sevgili mi idi bir deodorant yada silikon? O yıl cerraha gidip dediniz ki benden şöyle güzel bir LC (Leonardo di Caprio) yapınız silikonu bol olsun, sakınmayın hem parası neyse vereceğim vs. (NT-nip/tuck) dediniz, kesip biçip yapınız dediniz, o da yaptı sonra da gidip istediğiniz kızla tanışıp sevgili oldunuz :-) oldu mu?

Şimdi diyebilirsiniz ki “sen ne şerefsiz bir aşağılıksın ki insanı deodoranta ve silikona indirgedin” insanın ruhu diye bir şey vardır tek geçek odur… diyebilirsiniz…
Ben belki de yanıldığımı bu yüzyıl ilerledikçe anlayacağım… Daha şimdiden GDO’lar ve hormonlu gıdalar yayıldı. Evet belki de bu yüzyıl bitmeden sabah kalktığımda genetik değişim kotamdan kendimi MM (marlin monro) olarak (o gün için öyle) değiştirip sokağa öyle çıkacağım ((BB, CC) de olabilir). Hatta ironik olsun diye kendimi BE (Bülent Ersoy) olarak ta o gün takdim edebilirim dostlarıma… ve işyerimde o gün onların da içinden öyle geldiği için, bana doğru bakan 3MM ve 5BB ile 12CC ye ve hatta ne tesadüftür ki bir tane de benden başka BE’ye selamlar ve günaydın Ahmet, Ayşe, Fatma vs. diyebilirim. Evet belki de insanların doğrudan birbirlerinin ruhlarını görüp öyle tanıyabileceği günler de belki evet bu şekilde gelecek… Gerçekten kimsenin birbirini tanıyamaz hale gelmesi ile… Ben karşımdaki 10 MM’ye bakıp her birinin ruhlarını görüp selam Ayşe, Fatma diyebileceğim.

Hem başka bir gerçek daha var ki çok acıdır; her güçlü olanın tek uğraşı haline gelir, gerçeği değiştirmek. Gerçeği olduğu gibi kabul etmek ve onu sevmek şerefsiz bir zavallılıktan başka nedir? Olunca ABD gibi olacaksın, kendi gerçeğin ne ise tüm dünyaya onu dayatacaksın, üstelik bunu gerçekleştireceksin de… ve diyeceksin ki a-aa ne var herkes Amerika olsun, siz niye olmuyorsunuz ki? Ben şerefsiz olduğum için sen tüm şereflere sahip oluyorsun ben fakir olduğum için sen zenginsin… ya da tersi.

Herneyse işte…